KÜRESEL VİCDANIN İŞGALİ VE
HAKİKATİN TERSYÜZ EDİLDİĞİ BİR ASIR;

Recep YAVUZ
-İnsanlık tarihi, adaletin bu denli örselendiği, hakikatin bu derece hoyratça tersyüz edildiği bir döneme az şahitlik etmiştir. Bugün mesele sadece kapısı zorlanan bir ev sahibi meselesi değildir; mesele, bizzat "adalet" kavramının bir imha operasyonuna maruz kalmasıdır. Ben Recep Yavuz olarak şuna inanıyorum: Bir toplumda suçlu güçlü olduğu için korunuyor, mağdur ise dürüstlüğü ve zayıflığı sebebiyle sanık sandalyesine oturtuluyorsa; orada sadece hukuk değil, insanlığın ortak geleceği de karanlığa gömülüyor demektir.
BİR DÜNYA FOTOĞRAFI VE KÜRESEL BARBARLIK
Dünya sahnesine geniş bir mercekle baktığımızda gördüğümüz fotoğraf içler acısıdır. Bir yanda modern dünyanın "medeniyet" maskesi takmış odakları, diğer yanda bu odakların taşeronluğunu yapan kontrolsüz yapılar...
İran örneğinde olduğu gibi; yüzlerce sivilin, yaşlının ve çocuğun katledildiği bir zeminde, failin değil de mağdurun "neden sükunete yanaşmadığı" sorgulanıyorsa, burada büyük bir ahlaki iflas vardır. Kendi hırsları uğruna dünyayı siyasi ve ekonomik bir kaosun içine itenler, bugün barışın önündeki en büyük engeldir. Faili gizleyen, mağduru ise "tehdit" olarak etiketleyen bu stratejik körlük, sadece bölgeyi değil, tüm küresel düzeni allak bullak etmektedir.
SORUMLULUKTAN KAÇANLAR VE VİCDAN MUHASEBESİ
Bu acı tablo, sadece uzak coğrafyaların sorunu değildir. Kendi doğup büyüdüğüm topraklarda da benzer bir sancıyı hissediyorum. E Eğitimci Recep Yavuz olarak vurguluyorum: Üzerinde mesuliyet ve görev sorumluluğu olanların, hatalarıyla yüzleşmek yerine kendilerine toz kondurmaması, çözümün değil bizzat sorunun bir parçasıdır. Vicdan muhasebesinden kaçan her yönetici, her güç odağı, adalet bekleyen kitlelerin umuduna bir kilit daha vurmaktadır. Şahsen ben ve benim gibi düşünenlerin mağdur edildiği bir düzende, asıl suçlu; görevini liyakatle yapmayan ve hakikati çıkar uğruna eğip büken zihniyettir.
ÇARELER: ADALETİN YENİDEN İNŞASI
Peki, bu tıkanmışlık nasıl aşılacak? Recep Yavuz’un "Hayat Okuryazarlığı" perspektifiyle sunduğu çözüm yolları şunlardır:
Ahlaki Restorasyon: Diplomasi ve siyaset, güçlünün hukukuna göre değil, hukukun gücüne göre yeniden tanzim edilmelidir.
Liyakat ve Şeffaflık: Kamu yönetiminden küresel siyasete kadar her alanda "sorumluluktan kaçış" kültürü sonlandırılmalı; her karar verici, attığı adımın vicdani vebalini taşımalıdır.
Kolektif Bir Bilinç: Algı operasyonlarıyla hakikati örtenlere karşı, yerel değerlerden beslenen ama evrensel adaleti savunan bir "hakikat dili" geliştirilmelidir.
Kilitleri Fikirle Açmak: Bizim amacımız kırmak değil; kararmış vicdanların, paslanmış zihinlerin üzerine vurulan kilitleri akıl, bilim ve hikmetle açmaktır.
SONUÇ: EV SAHİBİNİN ONURU
Hırsızın cesaret bulduğu yerde suç sadece hırsızın değildir; sessiz kalan, rıza gösteren ve adaleti çıkarına kurban eden herkesindir. Eğer bir gün suçlu güçlü olduğu için haklı, haklı zayıf olduğu için suçlu ilan edilirse, o toplumun ruhu esaret altına girmiş demektir. Bizim mücadelemiz, ev sahibinin kendi evinde özgürce ve onuruyla yaşadığı, hırsızın ise hak ettiği cezayı aldığı adil bir dünyayı yeniden ikame etmektir.
ISPARTA’DAN GÜNÜN SÖZÜ:
“Adalet, evrenin ruhudur. Ruh çekildiğinde geriye kalan sadece bir cesettir; biz o ruhu diri tutmaya talibiz.
Recep YAVUZ
E. Eğitimci – Sosyal Analist


