Yeni Parti Gerçekten "Yeni" Olmalı

Bundan yaklaşık iki ay önce, 22 Mayıs'ta kaleme aldığım “Butlan Kararını Yeni Bir Umuda Dönüştürmek: Özel ve İmamoğlu’na Çağrı” başlıklı yazımda, siyasetteki o sert kırılmanın aslında tarihi bir fırsat barındırdığına dikkat çekmiştim.

Köşe Yazıları Yayın: 18 Temmuz 2026 - Cumartesi - Güncelleme: 18.07.2026 17:22:00
Editör - Haber Merkezi
Okuma Süresi: 5 dk.
Google News

O gün Özel ve İmamoğlu'na, CHP'nin tarihsel yüklerinden sıyrılarak ideolojik kısıtlamalardan azade, kapsayıcı bir "Demokrasi Mücadelesi" çatısı kurmaları çağrısında bulunmuştum. Bugün, Ankara kulislerine yansıyan gelişmeler ve Özgür Özel’in önümüzdeki günlerde şehrimiz Isparta'ya yapacağı kritik ziyaretin de hissettirdiği siyasi hareketlilik, bu yeni partinin kuruluşunun hiç de uzak olmadığını gösteriyor.

Hal böyleyken, meselenin sadece "bir parti kurmak" değil, "nasıl bir parti kurulması gerektiği" üzerine düşünme ihtiyacı hasıl oldu.

Son dönemde siyaset sahnesini okuyan pek çok analistin ve köşe yazarının ortaklaştığı temel bir kaygı var: Kurulacak parti, tabelası ve amblemi değişmiş bir CHP mi olacak? Peşinen söyleyelim: Eğer yeni oluşum yalnızca Atatürkçü, ulusalcı ve sosyal demokrat kesimi konsolide etmeye çalışan, söylem dilini yine bu dar çerçevede kuran bir "CHP 2.0" vizyonuyla yola çıkarsa, doğduğu gün kendi potansiyel sınırlarını da çizmiş demektir. Siyasal sosyolojimiz, sadece belirli ideolojik mahallelere hapsolmuş yapıların Türkiye'nin tamamını kucaklayamadığını defalarca ispatlamıştır.

Yeni parti, gerçekten "yeni" olmalıdır. Bu yenilik, yirminci yüzyılın dar ideolojik kalıplarını yırtıp atarak siyasetin tam merkezinde konumlanmayı gerektirir. Siyaset biliminin temel doğrularından biri, geniş kitleleri ikna etmenin yolunun onları geçmişin bagajlarıyla yargılamaktan değil, onlara ortak, özgür ve rasyonel bir gelecek sunmaktan geçtiğidir. Daha önceki yazımda da altını çizdiğim gibi sağ seçmenin CHP kurumsal kimliğine karşı on yıllardır süregelen, köklü bir reflekse dayalı mesafesi var. Bu sosyolojik bariyeri aşmanın yolu, onlara eski ezberlerle gitmek olamaz. Yeni oluşum bireyi, hukukun üstünlüğünü, hürriyeti ve refahı merkeze alan taze bir toplumsal sözleşme teklif etmelidir.

Bu merkeze yerleşme iddiası, altı boş bir “kucaklaşma” söyleminden ibaret kalmamalı ve ayakları yere basan, somut bir kurumsal restorasyon programıyla desteklenmelidir. Elbette CHP içinden filizlenen bir siyasi aklın, bir anda devletin rolünü sıfıra indiren radikal bir çizgiye savrulmasını beklemek siyasetin doğasına aykırıdır. Ancak yeni parti, pusulasını en azından Avrupa tarzı bir sosyal liberal çizgiye çevirmeyi başarmalıdır. Bu vizyon bir yandan popülist ve günübirlik politikaların yarattığı ekonomik yıkıma karşı rasyonel piyasa kurallarını ve girişim hürriyetini cesaretlendirirken, diğer yandan fırsat eşitliğini ve sosyal adaleti güçlü bir şekilde tesis etmeyi gerektirir. Devletin, sivil toplumu ve ekonomiyi boğan aşırı müdahaleci hantallığından arındırılarak şeffaflığın, liyakatin ve öngörülebilir bir hukuk sisteminin teminatı olan o çağdaş hakem rolüne çekilmesi şarttır. Toplumun bugün en çok açlığını çektiği şey, kimlik siyasetine dayalı sloganlar değil, bireyin özgürlüğünü merkeze alan ama sosyal dengeyi de rasyonel bir zeminde koruyan bu çağdaş yönetim aklıdır.

Topluma mutlak surette yeni şeyler söylemek elzemdir. Klasik merkez-çevre çatışmasının, bitmek bilmeyen kültür savaşlarının ve kısır politik atışmaların ötesine geçecek yapıcı bir dile ihtiyaç var. Farklı mahallelerden aklıselim kalemlerin de sıkça vurguladığı üzere; Türkiye'nin ihtiyacı olan şey yeni bir ideolojik dayatma değil, liyakate, rasyonel akla ve evrensel demokratik değerlere dayanan bir yönetim vizyonudur. Yeni parti, toplumun sağcısından solcusuna kadar "hukuk, demokrasi ve refah" diyen herkese meşru, güvenli ve rasyonel bir liman olabilmelidir.

Kısacası, mutlak butlan kararının yarattığı enkazdan çıkmak için gösterilecek o büyük cesaret, eski alışkanlıkların kurbanı olmamalıdır. Eski kumaştan yeni elbise dikilmez. Türkiye siyasetinde yeni bir sayfa açılacaksa, bu sayfa gerçekten bembeyaz olmalı ve üzerine sadece bir kesimin değil, tüm Türkiye'nin hikayesi yazılmalıdır.

 

SÜLEYMAN ULUKUŞ

18/07/2026

 

Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
ss