<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
                <rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" version="2.0">
                <channel>
                  <title>Yaşam</title>
                  <link>https://www.havadis32.com/yasam</link>
                  <description>En güncel Yaşam Haberleri. Son dakika Yaşam haberlerini buradan takip edebilirsiniz.</description><item>
                                <title>Türk satrancının 'ödül' gururu</title>
                                <description><![CDATA["Avrupa'nın Üstün Başarılı Yöneticisi" ödülünü alan Türkiye Satranç Federasyonu Başkanı Gülkız Tulay, "Biz üç Türk kadını olarak ödül aldık. Satranç sporu, Türk]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[AA Spor Sohbetleri'ne katılan Gülkız Tulay, Kadın Uluslararası Satranç Ustası Nilüfer Çınar Çorlulu'nun "Avrupa’nın Öne Çıkan Satranç Eğitmeni" ve milli sporcu Handenur Şahin'in "Avrupa’nın Mücadeleci Ruhuyla Öne Çıkan Engelli Kadın Oyuncusu" ödülünü alması, Türk satrancının geldiği nokta ve hayallerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

"Avrupa'nın Üstün Başarılı Yöneticisi" ödülünün kendi açısından son derece gurur verici olduğunu dile getiren Tulay, şunları söyledi:

"Ben bu ödülü Türk satrancı için, satranç sporu için aslında Türkiye için aldım. Bundan dolayı da ayrı bir gurur duyuyorum. Ödül gecesinde, orada biz üç Türk kadını olarak ödül aldık. Satranç sporu, Türk satrancı, Türk kadını adına gurur duyuyorum. Çok mutluyuz. Hep böyle ödüller alsak da ülkemize ödüllerle dönsek. Uyguladığımız projeler bizi bu noktaya getirdi. Aldığım ödüle bu projelerin katkısı büyük. Herkes daha fazla hamle yapmalı. Hamle yapmak için de kesinlikle bir engel yok."

Uluslararası Satranç Federasyonunun (FIDE) 2022'yi "Satrançta kadın yılı" ilan ettiğine dikkati çeken Tulay, "Biz üç kadın ödül aldık. Avrupa Okullar Satranç Şampiyonası'nda sahneye çıkan 3 Türk kızımız da bize büyük gurur yaşattı. Bundan da ayrıca gurur duydum." diye konuştu.


Fotoğraf: Binnur Ege Gürün Koçak

Türk satrançının yeri

Gülkız Tulay, dünya satranç kamuoyunda Türkiye'nin son yıllarda ciddi karşılığının olduğunu vurgulayarak, "Dünya ve Avrupa satranç federasyonlarının, organizasyonlar eğer çok önceden planlanmamışsa ilk aklına gelen ülkelerden biri Türkiye oluyor. Türkiye'nin organizasyon becerisi, federasyonumuzun bu anlamdaki tecrübesi ses getiriyor." değerlendirmesini yaptı.

Sportif anlamda son dönemlerde kazanılan başarıların Türk satrancının olimpiyatlarda madalya hedefini çok net şekilde gösterdiğini belirten Tulay, "Uluslararası şampiyonalarda elde ettiğimiz başarılar Türk satrancının dünyada ve Avrupa'daki yerini tescilliyor." ifadesini kullandı.

Türkiye'de satrançta lisanslı sporcu sayısının tüm branşların önünde olduğuna dikkati çeken Gülkız Tulay, şöyle devam etti:

"Fotoğrafın çok güzel bir yerindeyiz. Lisanlı sporcu sayısında tüm branşların önünde açık ara yer alıyorsak iyi bir yerdeyiz demektir. Daha iyi olabilmek için de 7 gün 24 saat çalışıyoruz. Türkiye'de toplam lisanslı sporcu sayısı 11 milyona yakın. Bizim 1 milyon 90 bin lisanslı sporcumuz var. Yani neredeyse ülkedeki her 10 lisanslı sporcudan biri bizim. Fotoğrafta çok iyi bir yerdeyiz. Çok daha iyi yerlerde olmalıyız. Türkiye'yi bir satranç ülkesi yapmalıyız. Evet bu yönde çok önemli mesafe aldık ama daha fazla satrançtan bahsedilmeli, daha fazla satranç oynanmalı, satranç hayatımızda çok önemli bir yere gelmeli."

Geleceğe yatırım

Hayatında son 24 yılı satrancın içinde yaşadığını dile getiren Gülkız Tulay, "Satrancı, çocuklarımızın, gençlerimizin geleceğine yatırım olarak görüyorum." dedi.

Satrancın her anlamda hedefe ulaşmak için bir amaç değil araç olması gerektiğini aktaran Tulay, şunları söyledi:

"Satrançla ilgilenen çocuklarımızın çoğu istedikleri liselere, üniversitelere rahatlıkla girebiliyor. Satranç sporuna ara vermeden yapabiliyorlar bunu. İş hayatında satrancın ne kadar faydalı olduğunu o hayata başladıklarında görecekler. Satranç günlük hayatımızla örtüşen bir branş. Odaklanmayı konsantre olmayı kazandırır. Çağımızın en önemli konularından biri zaman yönetimi. Bunu kazandırır. Dijital bağımlılığın ne kadar endişe verici olduğunu görüyoruz. Bunun önüne geçmek için satranç önemli. Satrancın en önemli konusu strateji ve bu da her alanda var. Stratejik düşünmek durumundayız."

Türkiye'de 30 bininci satranç sınıfını çok yakın zamanda açacaklarını kaydeden Tulay, sözlerini şöyle tamamladı:

"Özel okullar dahil 45-50 bin okul var. Devlet okullarının hepsinde İş Bankası Satranç Sınıflarını açmışız. Okul öncesi programa satranç sınıflarını aldırma projemiz var. Bunu ana sponsorumuz İş Bankası ile proje bazlı yürüteceğiz. Protokol aşamasındayız. Satranç ailesine 1999 yılında dahil oldum. Bu süreçte satrancın kabul edilmesi, yaygınlaşması son derece güzel. Başkan olurken bu hayalimdi. Bugün bunu gerçekleştirdik. Parklardan bahçelerden geçerken büyük satranç alanları olsun istiyorum. En büyük hayalim ise satrancın en azından ilk okulun bir, iki ve üçüncü sınıflarında zorunlu ders olması. Bunun ülkemizin geleceği için çok önemli olduğunu görüyorum o nedenle de böyle bir hayal kuruyorum."
]]></content:encoded>
                                <image>https://www.havadis32.com/content/uploads/haberler/2022/08/thumbs_b_c_612c43a9978f251854d67de3c0aea92b-1661168322.jpg</image>
                                <media:content url="https://www.havadis32.com/content/uploads/haberler/2022/08/thumbs_b_c_612c43a9978f251854d67de3c0aea92b-1661168322.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="https://www.havadis32.com/content/uploads/haberler/2022/08/thumbs_b_c_612c43a9978f251854d67de3c0aea92b-1661168322.jpg"/>
                                <enclosure url="https://www.havadis32.com/content/uploads/haberler/2022/08/thumbs_b_c_612c43a9978f251854d67de3c0aea92b-1661168322.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>https://www.havadis32.com/turk-satrancinin-odul-gururu-4317</link>
                                <pubDate>Mon, 22 Aug 2022 14:37:00 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>Mitolojik dev tanrı heykelleri orijinal görüntüsüne kavuşuyor</title>
                                <description><![CDATA[İzmir'in Menderes ilçesindeki Klaros Kutsal Alanı'nın sembolü mitolojik tanrılar Leto, Apollon ve Artemis'in 7 metre büyüklüğündeki orijinal heykelleri, 2 bin 1]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[İyonya'nın en önemli kutsal alanlarından Klaros'ta, Antik Çağ'da seçkinlerin "gelecekten haber almak" için ziyaret ettiği tapınaktan 1950-1961 yılları arasında yürütülen kazı çalışmalarında çıkarılan büyük heykel parçaları konservasyon çalışmasına alındı.

 

Yunan mitolojisinin anne tanrıçası Leto ile ikiz çocukları kehanet tanrısı Apollon ve doğa tanrıçası Artemis'e ait heykel parçaları, uzmanlar tarafından restore edildikten sonra antik çağdaki evlerine yerleştirilecek.

Tapınak girişinde yer alan kopya parçalar kaldırılacak, yerlerine orijinal eserler konulacak ve 7 metrelik heykeller Klaros'ta ziyaretçilerini görkemiyle karşılayacak.

Leto, Apollon ve Artemis'in üçleme kültü

Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi ve Klaros Kazısı Bilimsel Danışmanı Dr. Onur Zunal, AA muhabirine, Klaros'un kuruluşunun milattan önce 13. yüzyıla dayandığını söyledi.

Kültür ve Turizm Bakanlığı desteği, İzmir Büyükşehir Belediyesi ana sponsorluğuyla sürdürülen kazılarda kehanet merkezine ilişkin bulguların büyük önem taşıdığını aktaran Zunal, "Kehanet merkezi o dönemki Yunan inancı için çok önemli. Kehanet gelecekle ilgili birtakım haberler verme, birtakım şeyleri önceden görme anlamına geliyor. Bu dinsel bir görev ve tanrılardan Apollon bunlardan sorumlu tanrı olarak karşımıza çıkıyor. Yani Apollon bir kahin, tanrı aynı zamanda. Buraya da sıradan vatandaşlar değil, pek çok kentten delegasyonlar gelmekteydi ve özellikle kentleri ilgilendiren önemli problemleri kahin aracılığıyla Apollon'a danışmaktaydılar." dedi.

O dönem savaş, kent kuruluşu gibi önemli kararların kehanet merkezindeki icazet sonrası alındığını belirten Zunal, Klaros'ta kehanet işiyle görevli mitolojik tanrı Apollon, annesi ve ikiz kardeşini simgeleyen milattan önce 1. yüzyıla ait heykellerin de bulunduğunu aktardı.

Leto, Apollon ve Artemis'in heykellerinin anıtsal boyutta olduğunu kaydeden Zunal, şu bilgileri verdi:

"Biz burada bir üçleme kültü görüyoruz. Bunlar anıtsal boyutta heykeller. Her biri yaklaşık olarak 7 metre yüksekliğinde ve 25 ton ağırlığında. İnsan görünümünde aslında bu heykeller. Yunan tapınakları tanrıların evi olarak geçiyor. Tapınakların içinde anıtsal büyüklükte diyebileceğimiz insan görünümlü birtakım heykeller yer alıyordu ve bu heykellere kült heykelleri deniyor. Bu heykellere ait orijinal parçalar 1950-1961 yıllarındaki Fransız kazılarında ortaya çıkartıldı ve çok uzun yıllar boyunca tapınağın içinde ve çevresinde kaldı."

Kopya eserler kaldırılacak

Orijinal eserleri yerlerinde 2021 yılında kazı alanında belgelediklerini anımsatan Zunal, konservasyon işlemlerine ise 2022 çalışma programında başladıklarını anlattı.

Heykellerin yaklaşık 35 parçadan oluştuğu bilgisini veren Zunal, "Restorasyon çalışmaları yaklaşık 3-4 yıl sürecek. 1990'lı yıllarda yapılmış ve şu anda da artık işlevlerini tamamladığını düşündüğümüz mulajları (replikaları) kaldıracağız. Yerlerine orijinal heykelleri koyup üstlerine de bir koruma inşa edeceğiz." dedi.

Leto, Apollon ve Artemis'in orijinal heykellerinin Klaros'ta sergilenmesinin çok anlamlı olduğunu kaydeden Zunal, "Bu çalışma, tanrıların tekrar kutsal alanda ayağa kalkmaları ve evlerine yeniden dönüyor olmaları demek." ifadelerini kullandı.
]]></content:encoded>
                                <image>https://www.havadis32.com/content/uploads/haberler/2022/08/thumbs_b_c_ad9a48ef3954ef4e6403c1dadd143209-1661168783.jpg</image>
                                <media:content url="https://www.havadis32.com/content/uploads/haberler/2022/08/thumbs_b_c_ad9a48ef3954ef4e6403c1dadd143209-1661168783.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="https://www.havadis32.com/content/uploads/haberler/2022/08/thumbs_b_c_ad9a48ef3954ef4e6403c1dadd143209-1661168783.jpg"/>
                                <enclosure url="https://www.havadis32.com/content/uploads/haberler/2022/08/thumbs_b_c_ad9a48ef3954ef4e6403c1dadd143209-1661168783.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>https://www.havadis32.com/mitolojik-dev-tanri-heykelleri-orijinal-goruntusune-kavusuyor-4321</link>
                                <pubDate>Mon, 14 Nov 2022 09:44:00 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>Her 100 Bin Çocuktan 3’ü Lösemi Riski ile Karşı Karşıya!</title>
                                <description><![CDATA[]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Çocukluk çağında görülen tüm kanserlerin %30-35’ini lösemiler oluşturuyor ve her yıl yaklaşık 100 bin çocuktan 3-4’üne lösemi tanısı konuluyor. En sık görülen akut lenfoblastik lösemi (ALL) özellikle 2-5 yaş arasındaki çocuklarda daha sık görülüyor. Günümüzde erken tanı, gelişmiş laboratuvar yöntemleri, kişiselleştirilmiş tedaviler ve destekleyici bakım sayesinde çocukluk çağı lösemilerinde iyileşme oranları % 90’ların üzerine çıkıyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi Çocuk Hematoloji ve Onkoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Barış Malbora, çocukluk çağı lösemileri hakkında bilgi verdi. Çocukluk çağı lösemileri hızlı ilerliyor Lösemi, kemik iliğinde kan hücrelerini üreten hücrelerin kontrolsüz çoğalması sonucu gelişen bir kanser türüdür. Bu kontrolsüz çoğalma ile sağlıklı alyuvar üretimi azaltmakta, trombosit seviyeleri düşmekte ve normal akyuvarlar kontrolsüz çoğalmaktadır. Bu durumda vücutta kansızlık, sık enfeksiyonlar ile karşı karşıya kalınması ve morarma ve kanama gibi durumlar ortaya çıkabilmektedir. Çocuklarda lösemilerin büyük kısmı akut lösemi şeklindedir ve hızlı ilerlemektedir. Bu belirtiler uzun sürüyorsa dikkat! Çocukluk çağında görülen lösemiler genel olarak üç ana grupta değerlendirilmektedir. Bunların içinde en sık rastlanan tip olan akut lenfoblastik lösemi (ALL) olup çocukluk çağı lösemilerinin yaklaşık %75–80’ini oluşturmaktadır. Özellikle küçük yaş gruplarında daha sık görülmektedir. İkinci sıklıkta görülen tür akut miyeloid lösemi (AML)’dir ve ALL’ye göre daha nadirdir. Bunun dışında çocuklarda çok daha seyrek olarak görülen kronik lösemi türleri de bulunmaktadır. Löseminin tipinin doğru belirlenmesi, uygulanacak tedavinin planlanması ve başarı şansının artırılması açısından büyük önem taşımaktadır. Lösemi hangi tip olursa olsun, belirtiler çoğunlukla kemik iliğinin sağlıklı kan hücresi üretememesi ve lösemi hücrelerinin organlara yayılması sonucu ortaya çıkmaktadır. İlk belirtiler genellikle sinsi başlamakta ve birkaç hafta içinde belirginleşmektedir. Kemik ve eklem ağrıları, lenf bezlerinde büyüme, karında şişlik ve dolgunluk hissi, iştahsızlık ve nedensiz kilo kaybı, ciltte döküntüler, diş etlerinde şişme ve kanamalar, baş ağrısı, kusma ve görme bozukluklarıdır. Bu belirtiler başka hastalıklarda da görülebilmekte; ancak uzun sürmesi halinde mutlaka çocuk doktoruna başvurulması gerekmektedir. Löseminin tipinin belirlenmesi tedavi için oldukça önemli Çocukta yukarıdaki belirtilerin görülmesi halinde klinik şüpheye dayalı olarak kan sayımı ve periferik yayma ile başlamaktadır. Kesin tanı ve risk sınıflaması için aşağıdaki ileri tetkikler sıra ile uygulanmaktadır. Bunlar şöyle sıralanmaktadır: Kemik iliği incelemesi: Kesin tanı için kalça kemiğinden özel bir iğne ile küçük bir örnek alınmaktadır. Bu inceleme, lösemi hücrelerinin varlığını göstermede en güvenilir yöntemdir. Hücrelerin ayrıntılı incelenmesi: Alınan örnekteki hücrelerin hangi lösemi tipine ait olduğunu anlamak için özel laboratuvar testleri yapılmaktadır. Bu sayede en uygun tedavi planı hazırlanmaktadır. Genetik incelemeler: Lösemi hücrelerinde bulunan genetik değişiklikler araştırılmaktadır. Bu bilgiler hastalığın seyrini öngörmeye ve tedaviyi kişiye özel planlamaya yardımcı olmaktadır. Belden sıvı alma işlemi: Bazı çocuklarda hastalığın beyin ve omurilik çevresine yayılıp yayılmadığını değerlendirmek için bel bölgesinden ince bir iğne ile sıvı örneği alınabilmektedir. Kan biyokimya testleri: Kanda bazı değerler ölçülerek hastalığın vücutta oluşturduğu etkiler ve tedavi süreci yakından takip edilmektedir. Görüntüleme yöntemleri: Gerekli durumlarda ultrason, tomografi veya MR gibi yöntemlerle vücuttaki diğer organlar değerlendirilmektedir. Bu testler hastalığın tipini belirleyerek en uygun tedavi planının yapılmasını katkı sağlamaktadır. Lösemide birçok tedavi seçeneği birlikte kullanılabiliyor  Çocukluk çağı lösemilerinde tedavi, hastalığın tipine ve risk grubuna göre şekillenen multidisipliner bir süreçtir. Çocukluk çağı lösemileri günümüzde yüksek başarı ile tedavi edilebilmektedir. Tedavide; kemoterapi, radyoterapi, hedefe yönelik ilaçlar, immünoterapi, gerektiğinde kök hücre (kemik iliği) nakli ve destek tedavileri uygulanabilmektedir. Özellikle ALL’de güncel tedavi protokolleri ile başarı oranları oldukça yüksektir. Erken tanı konulan çocukların önemli bir kısmı tamamen iyileşerek sağlıklı yaşamlarına dönebilmektedir. Kemoterapi: Tedavinin ana omurgasını oluşturmaktadır. Kanserli hücreleri yok etmek için farklı evrelerde (indüksiyon, konsolidasyon, idame) uygulanan ilaç kombinasyonlarını içermektedir. Radyoterapi: Genellikle merkezi sinir sistemi ve erkek çocuklarda testis tutulumu olan veya yüksek riskli vakalarda kullanılmaktadır. Kök Hücre Nakli (Kemik İliği Nakli): Yüksek riskli veya nüks eden vakalarda uygulanmaktadır. Hedefe Yönelik Akıllı İlaçlar ve Moleküler Tedaviler: Klasik kemoterapinin aksine, sadece kanser hücresindeki belirli moleküler hedefi (mutasyonu) bulup yok edebilmektedir. Sağlıklı hücrelere verilen zarar minimal düzeydedir. İmmünoterapi: İmmünoterapide, bispesifik antikorlar ve CAR-T hücre tedavisi uygulanabilmektedir. Bispesifik antikorlar; bağışıklık sisteminin T hücrelerini lösemi hücresine bağlayan ve köprü görevi gören “akıllı” molekülleridir. CAR-T hücre tedavisi ise hastanın kendi T hücreleri laboratuvarda, lösemi hücrelerini tanıyacak ve yok edecek şekilde düzenlenmektedir. Özellikle nüks veya dirençli ALL’de %80-90’a varan yanıt oranları bildirilmiştir. Erken tanı alan çocuklarda tedavi başarısı oldukça yüksek Lösemi tanısı aileler için korkutucu olabilmektedir, ancak günümüzde çocukluk çağı lösemileri yüksek oranda tedavi edilebilir hastalıklar arasında yer almaktadır. Donanımlı ve multidisipliner bir yaklaşım sunan merkezlerde erken tanı ve kişiye özel tedavi süreci başarıyı belirleyen en önemli unsurlardır. Erken tanı: Tedavi şansını ve başarı oranını yükseltir: Erken evrede yakalanan lösemilerde, tam iyileşme (remisyon) sağlama şansı %90’ın üzerine çıkabilmektedir. İlerlemiş veya komplikasyonlu vakalarda bu oran düşebilmektedir. Tedavinin yoğunluğunu ve yan etkilerini azaltır: Erken teşhis, hastalığın yayılmadan kontrol altına alınmasını sağlamaktadır. Bu da daha az agresif kemoterapi protokolleri, daha düşük ilaç dozları ve dolayısıyla daha az kısa ve uzun vadeli yan etki anlamına gelmektedir. Kök hücre nakli ihtiyacını azaltır: Erken ve etkili tedaviyle birçok hasta sadece kemoterapi ile iyileşebilirken, geç teşhis edilen ve yüksek riskli hale gelen hastalarda kök hücre nakli tek küratif seçenek olabilmektedir. Günümüzde aileden yarı uyumlu nakiller ile tedavi başarısı artıyor Kök hücre nakli alanında son yıllarda yaşanan gelişmeler, çocukluk çağı lösemilerinin tedavisinde başarı şansını daha da artırmaktadır. Geçmişte tam uyumlu bir verici bulunamaması önemli bir sorun olarak görülürken, bugün anne, baba veya kardeş gibi aile bireylerinden alınan yarı uyumlu nakiller de güvenli ve başarılı şekilde uygulanabilmektedir. Ayrıca kordon kanından elde edilen kök hücrelerin özel yöntemlerle çoğaltılması, naklin başarı şansını yükseltmekte ve daha fazla çocuk için umut oluşturmaktadır. Nakil öncesinde uygulanan hazırlık tedavilerinin de daha güvenli hale gelmesi sayesinde çocuklar bu süreci daha rahat geçirmekte, yan etkiler ise geçmişe göre daha iyi kontrol altına alınabilmektedir. Tüm bu gelişmeler, özellikle dirençli veya tekrarlayan lösemi vakalarında tedavi seçeneklerini genişletmektedir.     Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
]]></content:encoded>
                                <image>https://www.havadis32.com/content/uploads/haberler/2026/04/her-100-bin-cocuktan-3-u-losemi-riski-ile-karsi-karsiya-7936.jpg</image>
                                <media:content url="https://www.havadis32.com/content/uploads/haberler/2026/04/her-100-bin-cocuktan-3-u-losemi-riski-ile-karsi-karsiya-7936.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="https://www.havadis32.com/content/uploads/haberler/2026/04/her-100-bin-cocuktan-3-u-losemi-riski-ile-karsi-karsiya-7936.jpg"/>
                                <enclosure url="https://www.havadis32.com/content/uploads/haberler/2026/04/her-100-bin-cocuktan-3-u-losemi-riski-ile-karsi-karsiya-7936.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>https://www.havadis32.com/her-100-bin-cocuktan-3u-losemi-riski-ile-karsi-karsiya-4323</link>
                                <pubDate>Wed, 08 Apr 2026 15:15:33 +0300</pubDate>
                              </item></channel></rss>